Aile içi İletişim Kuralları

By | Mart 23, 2013

Aile Sofrası Ruh Sağlığına İyi Geliyor
Psikiyatr Doç. Dr. S. S., ailelerin sofrada
buluşmasının önemini anlattı. Birlikte
yemek yiyen aile bireylerinde ruh
sağlığı problemlerinin daha az olduğunu
belirtti. Ayaküstü atıştırmak yerine aile
bireylerinin bir arada yemek yemesinin
tercih edilmesini önerdi.
S.S., “Sofra başına ailece oturmak, kişileri
birbirine bağlar, evde sıcak ve sevgi
dolu bir ortam oluşmasına yardım
eder. Yemekte bir araya gelmiş ailenin
sevgi ve emek harcanarak hazırlanan bir
yemeği neşeyle paylaşmasından o kadar
çok şey kazanılır ki… Bu durum aile fertlerinin
mutluluğunu artırır.” dedi.
S., “Peygamberimizin ‘yemeklerinizi
toplu olarak yiyiniz, bereket topluluktadı
r.’ ‘Allah’ın en çok sevdiği yemek,
çevresinde ellerin fazlaca bulunduğu sofra
ve yemektir.’ sözleri, bu açıdan oldukça
enteresandır. Üstelik koşuşturma ve
karmaşanın arttığı günümüz dünyasında,
daha da önem kazanan bir tavsiyedir. Aileyle
birlikte yemek yemenin çocuğa
sağlayacağı pek çok fayda vardır. Bunlardan
en önemlisi, büyüklerle birlikte
yemek yiyen ailelere mensup çocuk ve
ergenlerde ruh sağlığı problemlerine daha
seyrek rastlanır. Bu çocukların kendine
güvenlerinin daha fazla olduğu bir
gerçektir. Fırsatı kaçırmayalım.” dedi.
Fotoğraf 30 : Aile bireylerinin birlikte yemek yemesi, evde sevgi dolu bir ortam oluşmasına katkı sağlar.
¢121†
Drama Yapalım
Arkadaşlarınızla gruplar oluşturup ailenin önemini drama yaparak anlatınız.
ETKİNLİK

DÜŞÜNELİM
¢123†
Listeleyelim
Anne ve babanızın sizden neler istediğini listeleyiniz. Her birinin karşısına bunları neden
istedikleri hakkındaki düŞncelerinizi belirtiniz. Listenin sonuna onlara bu konuda hak
verip vermediğinize iliŞükin kararınızı ekleyiniz. Çocuklarınız olduğunda onlar gibi davranıp
davranmayacağınızı da nedenleriyle birlikte aşağıdaki noktalı yerlere yazınız.
ETKİNLİK
Anne ve Babamın
Benden İstedikleri
Bence İsteme Nedenleri Gerekçeli Kararım
Ayşe’nin babası çocuklarına bazı davranışları niçin yasaklamaktadır? Bunları
yaparken ne düŞnmektedir?
Babamın ısrarı devam ediyordu. Ben ise gözlerimden akan yaşlarla “Asla olmaz.”
dercesine cevap veriyordum. Gözü yaşlı hâlimi seyreden babam bir anda beni
kollarının arasına alarak şunları söyledi:
— Ayşe, seni biraz fazla üzdüm ama emaneti korumak için çok başarılı bir imtihan
verdin. Seni tebrik ederim. üimdi ben de sizlere neden yasakçı bir baba olduğumu
açıklayayım: Nasıl bir kitap emanet olabiliyorsa su, hava, dağlar, taşlar, ağaçlar ve
kuşlar, hepsi birer emanet. Sizler de bize Yüce Allah’ın çok büyük birer emanetisiniz.
Belki de bunu hiç düŞnmediniz. Siz bir baŞükasına karşı mahcup olmaktan korktuğunuz
gibi bizler de sizi iyi koruyamazsak Yüce Allah’ın huzurunda çok daha büyük
utanç duyarız. Ben sizleri utandırmadım. Eminim siz de beni anlayışla karşılar, Yüce
Allah’a karşı utandırmazsınız.
Babamın bu sözlerinden sonra her şeyin birer emanet olup çok iyi korumamız
ve kullanmamız gerektiğini anlamıştık. Özellikle anne ve babanın yavrularına niçin
bazı yasaklar koyup onların her isteğine evet demediklerini daha iyi anlayabiliyorduk.
Eve doğru giderken ağabeyimin kulağına eğilerek;
— Bundan sonra babama ne diyelim, dedim. O da;
— Babacan baba, dedi.
Hasan Koç
Diyanet Çocuk Dergisi,
S 305, Aralık 2005, s.8-9.
(Düzenlenmiştir.)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir