Dünya senin ellerinde (Bir kompozisyon)

By | Ocak 10, 2013

ellerin dünyası

Elimizden ne gelebilir ki dünyaya nizam verme adına. Hangi ülkenin hangi despot meliklerine ültimatom verebiliriz? Neyi değiştirmeye gücümüz yeter, çarpık düzeni sıratı müstakim sanan hak erleri(!) çepeçevre sarmışken dört bir yanımızı? Alabildiğince zulme alkış tutup onlara margarin çeken yahşi vahşiler, etrafımızda kol gezip pak yürekleri çamurla vaftiz ederken ne yapabiliriz acaba? Kıyamet alameti olan dünyanın ters dönmesi, düzeltir mi ters giden insanlık âlemini? Tek kurtuluş reçetemiz mi halifesi olamadığımız yeryüzünün ölümü. Dizginleri eline alırken şer zihinler, ninnilerle uyumaya devam mı edecek hep iyiler.

Oysaki insan küçük bir dünya, dünya büyük bir insan olması fehvasınca, bir insanı katletmek tüm insanlığı katletmek ve bir insanı da kurtarmak tüm insanlığı kurtarmak olduğundan, dünyayı kurtarmayı murat edinen herkesin en az bir kişiyi kurtarmaya gayret etmesi gerekmez miydi? Fakat insanı hesaba katmadan dünyayı kurtarmaya çalışanlar, insanlık için dem vurup insan vuran hümanistler(!), sinelerinde besledikleri hasım bir dünyanın, deccal ve iblis gibi tek kalan kendi gözlerini oyacaklarını hesaba katmazlar mı hiç? Geleceğin dünyasını inşa etme azmi ve kararında olan yeryüzü mimarları ne zamana kadar seyirci kalacak olup biten bunca vahşetlere?

Haksızlıklar karşısında susma yolunu tercih edenler, dilsiz şeytan kostümünü mü giymeli ya da silkelenip kendine mi gelmelidirler? Daha erken anlamaları gerekmez miydi her insanın kalbine giden bir yolun mutlak varlığını, bütün bu yolların sevgiye endeksli olduğunu, aklı ikna etme ve kalbe güven verme ile âdemoğlunun yola geldiğini? Herkesin yüreğine sevgi serpmenin ve adavete hayat hakkı tanımamanın biricik çıkar yol olduğu bahsi, tek meşgalemiz ve mefkûremiz olmalı değil midir?

Halbuki sevgi; yaşama güzellik katan, gökyüzünde mavilik, doğada yeşillik kadar alışageldiğimiz bir iksirdir. Ab-ı hayattır çorak gönüllere, nurdur gözlere ve huzurdur kalplere sevgi. İçimizde varlığını her daim hissettiren bu his, evrenin genlerinde saklıdır ve kâinatın mayasını oluşturmaktadır. Dünya, güneşin etrafında sevginin cazibesine kapılıp her dem onunla pervane olup dönmekte ve rakipleri olan diğer aşık gezegenlerle kıyasıya bir yarış tutturmuş gitmektedir. Güneş ise dünya için yanıp tutuşmakta ve cehennemin bir parçası olarak ebediyen yanmaya ve yakmaya devam edecektir vuslatı olmayan bu aşkın sonunda. Atomlar ve moleküller içlerinde gizledikleri elektronların çekirdeğe olan bitip tükenmek bilmeyen sevdası sayesinde hayatiyetlerini sürdürebilmektedir. İnsanlar ise bu kavuşamayan sevgilileri tamamen ayırıp bombalar yaparak birbirlerine sevgi(!) dağıtmaktadır. Demek ki bütün varlığın özünde potansiyel bir sevgi vardır. Cereyan eden her hadise aşık – maşuk ilişkisi içerisinde meydana gelmektedir.

Nerede bir sevgi varsa orada mutlaka bir sevgili de vardır. Sevgilinin birden fazla olması, ilahi kanunlara da insan gönlünün kıskançlığına da aykırıdır. Sevgi hep “Bir”i istemektedir. “Sen olmasaydın feleği yaratmazdım” kutsi hadisi de bunu alenen gözler önüne sermektedir. İbrahim Ethem hazretlerine ötelerden gelen “Ya Ethem bir kalpte iki sevgi olmaz” sözü de sevginin gerekliliği kadar tekliliğini de anlatmaktadır. Seven –sevilen ilişkisi sevginin kendisi gibi akla hayret vericidir. Çoğu zaman seven neden sevdiğini bilememekte, sevilen de neden sevildiğini anlayamayıp “Bana bu ihsan nedendir” düşünce seline kapılmaktadır. Sevenlerin vuslatı yakalayamamaları, kavuşamamaları bu dünya için genelde geçerli olsa da “Seven sevdiği ile beraberdir” yasası öte tarafta, sevenlerin mutlaka ebedi vuslata ereceklerini müjdelemektedir.

Fakat sevgiyle yaratılıp sevgiyle büyütülen nice kem talihliler vardır ki hilkat kanunlarına aykırı olarak nefrete gönüllerini kaptırmakta, iblise merhamet okutmaktadırlar. Masum bir bebekten nasıl olur da canavar ruhlu insanlar(!) zuhur etmektedir? Bunu bilen biri var mı ki sırrını söylesin de çeki düzen verelim bu aleme çünkü daha fazla çekilmiyor bu alem, daha fazla çekilmiyor bu alem…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir