Ölümün Öldürüleceği Güne Yaklaşırken

By | Ocak 13, 2013

ölüm

Ölüm, her lezzetin tadını kaçırtırken, zıtdaşı hayatı da anlamlaştırır. Hayatı daha da yaşanır hale getiren ve her anın dolu dolu geçmesini sağlayan, en önemli etken ölüm hakikatidir. Nefes alıp veren her varlığın, ister ölümün soğuk, isterse sıcak yüzüyle, ister istemez tanışması kaçınılmazdır. Nefes nefese geçen dünya imtihanında, sayılı nefesleri ardı ardına tükenen ve son nefesine adım adım yaklaşan her nefis, ölümün nefesleri kesen endamıyla göz göze geldiğinde, varlık gayesini o an daha iyi idrak edecektir.

Ölümün her daim çevresinde yaşaması ve sevdiği her şeyin ölümün eliyle boyut değiştirmesiyle, insanoğlunun sadece çocukluk yıllarındaki yalın mutluluklarının yerini, derin hüzünler ve tarifsiz kederler alır. Kendi başını da yiyecek olan ölümün, yakınlarının başlarına gelmesinden ötürü beşer, ölüme içten içe hep tavırlıdır. İnsanlık, ölüm korkusunu bastırmak ister fakat her an ani bir baskınla karşılacağı bu gerçeği de göz ardı edemez. Mahşer alanına koç suretinde getirilip boğazlanacak ölümün, herkese tattırdığı fakat ucundan da olsa tadına bakmadığı akranı ölümle, aynada kendisiyle yüzleşir gibi karşılaşmasıyla tüm canlılar, ölümden intikamlarının alındığını görecek. Peygamber Efendimizi (SAV) de ağlatan ve hepimizin yüreğini yakan ölümün ölümüyle herkes ebediyen sevinecek.

Günlerimiz, hayatın gündüzlü anlarıyla, ölümün geceli anlarının tahterevalliye binmişçesine gün be gün yer değiştirmesiyle kayıp giderken, hesap verme günümüzün gelip çatacağını unutuyoruz. Ölümün öldürüleceği o intikam günün gelmesinden evvel, acaba ölüm bizi hangi ahval üzerinde yakalayacak? Ömrümüzün her anını, bize onu verenin hoşnutluğu ile mi geçiriyoruz?  Ölümün ruhumuzla vuslatıyla, bizden kopacak bu dünyanın, sanki hiç olmamışız gibi, sanki hiç onda onun için yaşamamışız gibi, günlük dünyevi işlerine devam etmesi gerçeğine, ne zaman uyanacağız? Kulluk ve hizmet etmekle, hep vefasız olan bu dünyaya hak ettiği tavrı gösterip, hep sadık kalan öbür dünyamızın çehresinde ne zaman gülücükler açtıracağız? Herkes kendi mutlak faniliğini ve acizliğini tam anlamıyla anlayıp, mutlak şükür ve şevk kanatlarıyla, rıza rotasına odaklanıp uçuşa geçerse, tüm bu suallerin yanıtını doğru verebilir. Yoksa bizlere kısa vadeli matemler tutturan ölümün, bin bir nasihat yüklü sesine kalp kulakçıklarımızı kapatırsak, daha başlamadan öbür dünyamızı yıkmış oluruz.

En büyük nasih olan ölümün, yüreğimizdeki fani dünyaya ait pasları silmesini, günahlara kapı aralayan, şeytanla haşir neşir olan aklımızı başımıza getirmesini, eninde sonunda toprak altında çürüyecek bedenimizi, ibadet ve amellerin emrine girdirmesini dileyelim Rabbimizden.

 

 

0 thoughts on “Ölümün Öldürüleceği Güne Yaklaşırken

  1. murat

    fatih bey elinize sağlık ölümün soğukluğunu çok güzel özetlemişsiniz.inşallah bu konuyla ilgili daha farklı yazılar yazmanınızı temenni ederim.elinize yüreğinize sağlık

    Reply
  2. Serkan YAMAN

    Rabıta-i Mevt yapmak bize hayat ve ahireti hatırlatır.Ahirete nelerle gideceğim ve ahiret hayatıma ne gibi yatırımlar yapıyorum hep düşünüyorum.Allah ahirette cennetine alır inşallah.

    Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir