Aktif Eğitim sen Bursa Şubesi Osman Özsoy'u Konuk Etti

By | Haziran 20, 2014

osman özsoyAktif Eğitim-Sen Bursa Şubesi Profesör Doktor Osman Özsoy’u konuk etti…

Aktif Eğitim-Sen Bursa şubesi 19 Haziran 2014 Perşembe günü “Türkiye’nin Aydınlık Geleceğini İnşa Etmede Eğitimcilerin Rolü” konulu bir konferans düzenledi. Yıldırım Kültür Merkezi’nde Profesör Doktor Osman Özsoy’un konuşmacı olarak katıldığı programda Aktif Eğitim-Sen Bursa Şubesi başkanı İbrahim Kaygısız açılış konuşmasını yaptı. Kaygısız açılış konuşmasında şunları söyledi:
“Kıymetli arkadaşlar; 2013-2014 eğitim öğretim yılı Milli Eğitim Bakanlığı açısından şaibeli sistem değişiklikleri, fişlemeler, tasfiyeler, kıyımlar ile yönetimi tepeden tırnağa legal güçlerin illegal vesayetine mahkûm edecek kadrolaşmaların gölgesinde sona erdi. Bu dönem, eğitimin sorunlarını çözecek, eğitimi geliştirecek projelerden ziyade bürokraside cinayetlerin hatta bürokratik katliamların yaşandığı kara bir dönem olarak tarihe geçmiştir. Ve bu kara dönemde bembeyaz kalabilen tek taraf; kişisel, kurumsal hırs ve çıkarları için eğitim sistemimizi yerle bir edenlere inat, görevini hakkıyla yapmaya çalışan, okullarını kendi evleri, öğrencilerini kendi evlatları bilerek özveriyle vazife yapan okul-kurum yöneticisinden öğretmenine, şef ve memurundan yardımcı hizmetler personeline kadar tüm eğitim çalışanlarının içinde bulunduğu taraftır.”
İbrahim Kaygısız, MEB’in yapmış olduğu son değişikliklerle kıyıma uğrayan eğitim bürokratlarına yenilerini eklediğini ve MEB’in hafızasının bir kez daha sıfırlandığını ifade ederek sözlerini söyle sürdürdü:
“Halen görevde olan yöneticilerin müktesep hakları ellerinden alınmıştır ve binlerce okul, kurum yöneticisinin görevlerine son veriliyor. Eğitim çalışanları ve eğitimcilere danışılmadan yapılan ve hangi amaca hizmet edeceği ifade edilmeyen onlarca düzenlememin yangından mal kaçırırcasına bir gecede yapılmak istenmesi ise ayrı bir garabettir. Siyasi beklenti ve kaygılarla yapılan ve eğitim sistemimizi delik deşik eden bu düzenlemelerin kurbanı ise öğrenciler ve milletimizdir.”
İbrahim Kaygısızın ardından kürsüye davet edilen Profesör Osman Özsoy, konuşmasının başında şunları ifade etti: “Yabancıların belirlediği 53-54 çeşit ahlaki çöküntü listesi var: Hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet, adam kayırma vs. Bugün Türkiye bahsedilen bu ahlaki bozuklukların kırk küsurunda dünya birincisi, buna çocuk pornosu dâhil. Bu elli dört çeşit suç unsurunda üst eğitim gurubumuz tüm suç kategorilerinde dünya birincisi. Öyleyse “Hangi eğitim?” diye bir kez daha sormakta fayda var. Evet, birçok dil bilen öğrenciler yetiştirebiliyoruz. Cem Gariboğlu da böyle bir gençti. Eğitimli bir gençti. Fakat işlediği suç ortada. Öyleyse eğitimimizde bir şeyleri eksik bırakıyoruz. Maalesef değerli eğitimci arkadaşlarım, eğitimin manevi boyutunu çok eksik bıraktık. 26. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Roosevelt “Bir bireyi ahlaken eğitmeden zihnen eğitmek topluma bir bela kazandırmaktır” diyor. Osman Özsoy konuşmasına şöyle devam etti:
“Arkadaşlar, bir konuya daha dikkatinizi çekmek istiyorum. İnsanlık tarihinde ilk defa bir sonraki kuşak kendisinden bir önceki kuşağı geçti. Bu ilktir, dikkat ediniz. Ustalık kalfalık dönemi bitti. Yeniçağın ürünlerini şu an gençler daha iyi kullanıyor. Evde bilgisayar problem verince dört yaşındaki kız babasına yardım ediyor. Cep telefonunu alıyorsunuz, çocuğunuz nasıl kullanılacağını öğretiyor. Anaokulu talebesi öğrenci, akıllı tahtayı çalıştırmadan öğretmen sınıfta ders yapamıyor. Bazı öğretmenler bilgisayara notları bile girmekte zorluk çekiyor. Öğrenciler bu konuda alçak gönüllülük yaparak öğretmenlerine yardımcı oluyorlar. Fakat artık yeni nesil öğrenmenin kaynağı olarak öğretmeni görmüyor. Bu yönleriyle öğretmeni cahil olarak görüyor. İşte bizler böyle bir çağda öğretmenlik yapıyoruz. Nesiller arasında böyle ciddi ve inanılmaz bir rekabet var.
Günümüz gençliğinin en çok şikâyet ettiği konulardan birisi, siz beni anlamıyorsunuz, yakınışıdır. Evet, gerçekten anne ve babalar çocuklarını anlamıyorlar. Çünkü gençler her ne kadar facebook vb sosyal medyada yüzlerce arkadaşa sahip olsa da gerçek hayatta yalnızlar. Çocuklarımızı kendi kaderlerine bırakmamalıyız. Onları ciddi manada sevmeliyiz. Sevgimizi onlara dokunarak ifade etmeliyiz.
Bir ülkenin kalkınması için sadece 17 bin insana ihtiyaç var. Bu o ülkede yalnızca 17 bin insan çalışacak anlamında söylenen bir söz değil. Kritik noktalarda 17 bin insan, ülkenin kaderini belirleyecek kabiliyette 17 bin iyi yetişmiş eleman. Bir ülkenin sürükleyici nüfusu yüzde ondur. Yüzde onluk bu topluluk düşünmeyi bilen, iyi eğitimli ve çalışkan bir grupsa o ülkenin kalkınması gerçekleşebilir.
Yedi yüz elli sekiz yüz bin öğretmen var. Kabiliyetli ve zeki öğrencileri tespit edip aileleriyle görüşsek, ailesinin imkânları olmadığı takdirde bu öğrenciyi çeşitli imkânlarla yetiştirip topluma ve ülkeye kazandırmış olsak ve her öğretmen meslek hayatı boyunca böyle bir öğrenciyi ülkeye kazandırsa 800 bin öğrenci, daha doğrusu kabiliyetli düşünen öğrenci topluma kazandırılmış olacak. Bu öğrencilerimiz ülkenin geleceğinde söz sahibi olacak öğrenciler. Osmanlı devleti aslında bu sistemi Enderun’da uygulamıştır. Amerika’da üniversitelerde de uygulanan sistem budur. Üniversiteler sizi kabul etmeden üniversitede okuyamazsınız.”
Osman Özsoy’un konuşmasının ardından Sendika başkanı İbrahim Kaygısız Ösman Özsoy’a günün hatırası olarak bir hatıra plaketi takdim etti.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir