Gerçek Dost

By | Mart 11, 2014

savaşSavaşının en kanlı günlerinden biri… Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Asker komutana koştu ve:

– Komutanım, fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim? dedi.

“Delirdin mi?” der gibi baktı komutan… “Gitmeye değer mi? Çok fazla kurşun yemiş ve delik deşik olmuş. Büyük olasılıkla ölmüştür bile. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın. Seni de kaybetmek istemem”

Asker ısrar etti ve komutan “Peki” dedi, “Git o zaman, Biz seni koruyacağız”

Asker o korkunç ateş yağmuru altında yerde yatan mücahide ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Komutan kanlar içindeki askeri muayene etti. Sonra onu sipere taşıyan arkadaşına döndü:

– Vurulmuş… Sana hayatını tehlikeye atmana değmez, demiştim.

– Değdi komutanım, dedi asker.

– Nasıl değdi? dedi komutan. “Ölmüş görmüyor musun?”

– Yine de değdi komutanım, dedi asker. Çünkü yanına ulaştığımda arkadaşım henüz sağdı. Ve onun son sözlerini duymak benim için dünyalara bedeldi.

Ve hıçkıra hıçkıra şunları söyledi asker:

– “Geleceğini biliyordum Abdullah… Geleceğini biliyordum” dedi bana…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir